“Bir Eğitim Kurumunu Kelepçelemek Demek, Gençliği Kelepçelemek Demektir”

Boğaziçi Üniversitesi’nden Bir Direnişçi ile Röportaj

Haberi ilk aldığında nasıl hissettin? Arkadaşlarınızla nasıl bir karşı duruş planı hazırladınız? Neler yaptınız?

Öncelikle böyle bir üzücü haberi aldığımda çok şaşırdım çünkü kayyum rektör tepeden inme bir şekilde atandı, ne üniversite öğrencilerinin ne de üniversite öğretim üyelerinin herhangi bir bilgisi dahilinde değildi. Bu durum öğrenciler tarafında duyulduğunda ortak bir tepki oluşması gecikmedi, çoğu öğrenci hemfikirdi ve bu durumu kabullenmedi. Öncelikle çeşitli WhatsApp grupları üzerinden iletişim etkin kılınmaya çalışıldı ve sonrasında Zoom platformu üzerinden her akşam çeşitli toplantılar yapıldı. Bu toplantılarda genel olarak şu soruya cevap aradık: ‘’ Bu durumu engellemek adına neler yapabiliriz? ‘’ ve öğrenciler arasında çeşitli görev dağılımı yapıldı. Üniversite öğrencileri olarak hızlı bir şekilde organize olabilmek beni çok mutlu etti, bu durum zor olmadı çünkü herkesin ortak bir amacı vardı, üniversitedeki çoğu öğrencinin böyle düşünüyor olması işlerimizi daha da kolaylaştırdı tabii ki. Çeşitli platformlarda birçok ortak görüşmeden sonra boykot kararı çıktı, protestoların ilk günü Kuzey Kampüs içerisinde anayasal hak olarak haklı protestolarımızı yaptık ve kampüse girerken herhangi bir sorun çıkartılmadı. Kuzey Kampüs gösterileri sonrası Güney Kampüs’e yürüdük ve burada yine anayasal hakkımız olarak protestolarımızı yapmak istedik, fakat üniversite öğrencileri kendi üniversitelerine sokulmadı. Ama biz kararlıydık, bu demokratik seçimlerle seçilmeyen bu kayyumu tanımayacaktık. Ayrıca neredeyse Boğaziçi Üniversitesi’nin tüm bölümlerinden, öğrenci kulüplerinden ve Boğaziçi Üniversitesi’nin mezunlarından bize destek geldi.

 

Polisin ve mevcut hükümetin tutumu hakkındaki düşüncelerin neler?

Bu olayların en başından beri polisin tutumu çok sertti. Polisler tarafından Güney Kampüs’e girişimiz engellenmeye çalışıldı. Bunu neye dayanarak yaptılar gerçekten anlamak güç; Kuzey Kampüs’e girdik, düzgün bir şekilde protestolarımızı yaptık sorun olmadı ama Güney Kampüsdeki protestolarımız mı sorun çıkartacaktı? Güney Kampüs kapısına öğrencilerin girişini engellemek için kelepçe takıldı ve bu durum asla kabul edilemez. Bir eğitim kurumunu kelepçelemek demek gençliği kelepçelemek demektir. Eğitim olmadan bir ulus ilerlemez, gençlerin eğitimini engellemek, onların isteklerine sırt çevirmek geleceği yok saymaktır. Protestoların ilk günü polis ile öğrenci arasında istenmeyen durumlar oldu, bu olayı yapan kişilerin Boğaziçi Üniversitesi öğrencileri olmadığı anlaşıldı fakat hükümet Boğaziçi öğrencilerini ‘terörist’ ilan etti. Ayrıca hükümet tarafından ‘elitist’ olmakla suçlandık. Aslında yaptığımız tek olay anayasanın bizlere vermiş olduğu meşru hakkı kullanmaktı. Hükümet ile aynı düşüncede olmadığımız için ‘terörist’ olarak etiketlendik, ana akım medyaya kötü bir imaj çizilerek yansıtıldık. Güney Kampüs önü gösteri sırasında polise tekme atılmış olabilir ama bu art niyetli kişilerin bir provokatif eylemi olduğu tüm gerçekliğiyle ortada. Fakat bu durumu kullanarak Boğaziçi öğrencilerinin protestolarını engellemek niye? Devletin bir görevi de bu art niyetli kişileri aradan temizlemek değil midir? Herhangi bir yerde bir gösteri, protesto ya da eylem olsa art niyetli kişiler orada olacaktır, bu durum engellenemez. Devlet, gücünü kullanarak bu kişileri ayıklamalı ve asıl eylem yapanlara özgürlük tanınmalı. Hükümetin burada yaptığı açıkçası şudur: Siz polislere saldırdınız, siz vatan hainisiniz, siz teröristsiniz diyerek bu işin üzerini kapatmaya çalışıyor ve kendi düşüncelerinde olmayan insanları sindirmeye çalışıyorlar.

 

Direniş sürecinde halkın tutumu hakkında düşüncelerin neler?

Direniş sürecinde medyada olduğumuzdan daha farklı lanse edilmemize rağmen halktan ve toplumun değişik kesimlerinden bize destek geldi. Çeşitli üniversitelerden, kuruluşlardan, devlet kurumlarından ve sendikalardan destek mesajları geldi. Buna ilave olarak, direnişimiz ülke sınırlarını aşarak çeşitli ülkelerde de yankı buldu. Örneğin: Sorbonne Üniversite öğrencileri haklı direnişimize daha fazla sessiz kalamayarak bize çok güzel destek mesajları gönderdiler. 

 

İlk gün, ikinci gün.. neler yapıldı? Sence faydalı bir süreç miydi? 

Kayyum rektör Boğaziçi Üniversitesine atandıktan sonra öğrenciler organize oldu ve ilk günden boykot kararı alındı. İlk gün çok kalabalıktık, ilk olarak Kuzey Kampüsde kayyumu kabul etmiyoruz ana fikri altında çeşitli konuşmalar ve basın açıklaması yapıldı ve aynılarını Güney Kampüsde yapıp dağılacaktık. Fakat sebebi bilinmez Güney Kampüse alınmak istenmedik, ana kapı önünde polis yığını ile karşılaştık. İkinci gün ise Boğaziçi öğrencileri olarak Güney Kampüs içerisinde protestolarımızı yaptık. Eğer bizler terörist olsaydık, toplum düzenini bozmaya çalışsaydık kampüs içerisinde barışçıl eylem yapmazdık. İlerleyen günlerde aktif direnişimizi sanat çerçevesinde de yürütmeye karar verdik, çeşitli şarkılar yapıldı, danslar edildi ve çeşitli videolar hazırlandı. Demokratik yollarla seçilmeyen rektörü asla kabullenmeyeceğiz ve vazgeçmeyeceğiz ve protestolar devam edecek.

 

Öğrenci dayanışmasının önemi bir kere daha açığa çıktığını gördük, bundan sonra nasıl hareket edersek toptan bir kazanım sağlayabiliriz? 

Öncelikle şunu belirtmem gerekir gerçekten müthiş bir öğrenci dayanışması olduğunu gördük. Yaşanan atama, Boğaziçi Üniversitesinin neredeyse tüm öğrencileri tarafından tepkiyle karşılandı. İstanbulda olmayan öğrenciler desteklerini sosyal medya üzerinden gösterdiler, istanbulda olanlar ise boykota fiziksel olarak katıldı. Tüm öğrenciler elinden geldiğinde desteklerini göstermekten çekinmedi. Bu haklı ve barışçıl eylemimizi uzun vadede sürekli kılmalıyız bunun için öğrenciler enerjilerini doğru kullanmalı ve gereksiz yere harcamamalı. Ancak ve ancak öğrenciler olarak hepimizin enerjisi yüksekse bu eylemleri sürdürebiliriz. Hukuki bağlamda protestolarımıza ve eylemlerimize aynı şekilde devam etmeliyiz. Ayrıca eylemlerimize sanatı daha çok dahil edip sanatın gücü ile daha çok insana ulaşarak haklı davamızı herkese anlatabiliriz.

 

Sen neden bu protestolara katıldın? Kişisel olarak neler düşündün?

Ben seçimle gelmeyen kayyumu kabul etmedim ve buna doğal olarak tepki gösterdim. Boğaziçi kültürü içerisindeki biri olarak bizim kültürümüze saygı gösterilmesini ve bizim isteklerimizi dikkate alınmasını istedim. Bu tarz taleplerimi göstermek adına, anayasanın vermiş olduğu hak ile bireysel olarak protestolara katılma kararı aldım. Ani bir öfke yerine planlı bir şekilde protesto sürecini yürütmek ve benim gibi düşünen diğer insanlarla organize olabilmek bu durum yaşandığından beri aklımda olan temel şeylerdendi. Ayrıca, demokratik olmayan her türlü eylem bir diğer demokratik olmayan eyleme yol açar ve bu durum ülkemizin demokratik yapısına zarar verir. Bu yüzden demokratik olmayan bu rektör atamasını hiçbir zaman kabul etmeyeceğim, kabul etmeyeceğiz.

 

Direnişi ayakta tutan, motive eden etkenleri kendi gözünden anlatabilir misin?

Bu direniş sürecinde bence en büyük motive öğrenciler olarak birbirimizde bulduğumuz birliktelik duygusu. Her öğrenci bir diğerinden güç alıyor, enerjisi azalan kişi daha yüksek enerji ile dolabiliyor. Ayrıca direnişe karşı olan umut duygusu grup sayesinde zinde tutuluyor çünkü herkes bir şeyler yapıyor/ yapmaya çalışıyor ve sen de bir şeyler yapmak istiyorsun. Ayrıca sen bir şey yapmazsan ben bir şey yapmazsam, tepkimizi belirtmezsek, herkes kendini geri çekerse bazı şeyler nasıl değişecek? Unutmamamız gerekiyor ki bir şeyler değişecekse onları yapacak olan yine bizleriz!

 

Pandemi dönemini nasıl değerlendiriyorsunuz akademi açısından?

Açıkcası pandemi dönemi akademi açısından verimsiz geçtiğini düşünüyorum. Derslerin yüz yüze işlenmesi gerektiğine inanıyorum, online olarak ders işlendiğince dikkat dağıtıcı birçok etmen ortaya çıkıyor ve derse olan konsantrasyonu bozabiliyor. Ayrıca akademinin ciddi bir ortamda disiplinli bir şekilde olmasına gerektiğine inanıyorum, ev ortamında bu ciddiyet bozulabiliyor. Son olarak şunu belirtmem gerekiyor ki akademisyenler online sınavlarda kopyayı engellemek ya da en aza indirgemek için daha fazla ve daha zor soru sorabiliyorlar bu da öğrencileri zorluyor. Yine aynı şekil fazladan paper ödevleri, quizler, ev ödevleri isteniyor ve bu durum çoğu derste böyle olduğu için öğrenci yetişmekte zorluk yaşayabiliyor. Pandemi döneminin hem öğrenciler için hem de akademisyenler için tam bir felaket olduğunu düşünüyorum.

Boğaziçi Üniversitesi’nden Bir Direnişçi