Biz kimiz?

Merhaba, bu satırlar sana ve bize dair olanı barındıran gerçekleri açığa çıkartmaya çalışanlardan geliyor. Bizler, Che’nin Motosiklet Günlüklerinden aldığımız mirasla yola çıkan öğrencileriz.

Salgınla beraber yaşadığımız durumu tarif etmenin ihtiyacına pek gerek duymasak da birkaç örnek verelim; Covid-19 salgını ile birlikte tekrar organize edilen eğitime bakalım. Salgınla alınan “önlemlere” rağmen işe gitmek zorunda olan işçiler bir yanda, yaz dönemi en büyük gelir kaynağı olan turizme göre sürekli değişen sınav tarihleriyle öğrencilerin yaşadıkları zorluklar bir yanda duruyor.

Online eğitimde, Witviser gibi uygulamalarla kişisel verilerimizi ihlal edenler mi dersin; sınav esnasında odada drone uçurun, etrafınızı aynayla kaplayın mı diyenler dersin… Akıl tutulmasından başka bir şey değil!

Online eğitim için gerekli teknik ihtiyaçlarının olup olmadığını umursamamaları bir yanda duruyor. Öte yandan ders konularının içinin boş olduğu yetmezmiş gibi bir de sadece slayttan dersi okuyan okulun kadrosundan ‘garip’ isteklerin gelmesi saçmalığını hepimiz yaşıyoruz.

Bu durumları ortaya koyunca aslında şu gerçeklik yüzümüze çarpıyor; sistem, işçi ya da öğrencilerle ilgili değil, sistemin tek derdi kârına kâr katmak!

Peki öğrenciler olarak biz bu hikâyenin neresindeyiz?

Biz öğrencileri tüketim nesnesi olarak görmelerine rağmen üniversiteleri açmalarına engel olan bir şey olmalı. Bunu biraz düşününce şuna ulaşıyoruz: öğrencinin karakteri gerçeğin peşinde koşup, istediğini almasıdır. Okulların kapatılmasının bir sebebi de bizim varlığımız, yaptıklarımızdır.

Direnişlerimizi hatırlıyoruz; İTÜ’sünden Yıldız’ına, Ankara Üniversitesi’nden, İstanbul Üniversitesi’ne kadar daha birçok üniversitede öğrenciler olarak haklarımız, özgürlüğümüz için ayaktaydık. İstanbul Üniversitesi’nde yemek zamlarına karşı yüzlerce öğrenci olarak direndik, okul kapılarına tırmanarak ülke gündemine oturduk, zamları geri çektirttik.

İTÜ’de özel işletmelerin yüksek fiyatlarına karşı MED’de dayanışmanın çay kazanı etrafında okuyan, tartışan, paylaşan, özel güvenliklerin baskılarına rağmen direnen öğrencileriz.

Ankara Üniversitesi’nde Las Tesis dansı yapan birkaç kadına, onlarca polisiyle saldıran devleti gördük. Gördük, korkuları ne kadar büyük! Bir aradalığımızdan aldığımız bu gücümüzle yeri geldi zamları geri çektirdik, yeri geldi sınav sistemini değiştirttik. Koşullar ne olursa olsun birbirimizden aldığımız güçle, bugün hapsedilmeye çalışıldığımız çemberi kıracak güç elimizde. İşte bu yüzden, yaşadığımız hayatın öznesi olmamız gerektiği bilinciyle yola çıkıp yaşamlarımız ve geleceğimiz için, karanlığa gömülmeye çalışılan gençliğimiz için üreterek direnmeye devam etmeye bir çağrıda bulunuyoruz.

Yeni girişli arkadaşlar inanın, üniversite ekranlardan ibaret değil!

Pandemi sürecinin yönetilememesi, tüm öğrencileri olumsuz etkiledi ama yeni girişli arkadaşlarımız, kuşkusuz en çok zorlananlardan olduğunuzu biliyoruz. Online eğitimle üniversite sınavına hazırlanmak zorunda kalan sizlerin yaşamlarının tepetaklak olduğu aşikâr. Ders çalışmanın zorlaşmasının yanına sağlık endişeleri ve evden dışarı çıkamamanın getirdikleri de eklenince içinden çıkılmaz bir duruma girildi. Sınav zamanı geldiğindeyse turizm şirketlerinin çıkarlarını korumak için sınav tarihleriyle oynadılar.

Bütün bunları görüp “#oymoyyok” deme cüretini gösteren, dislike butonunu çökerten sizlerdiniz. Sizi bunalıma, bizi yalnızlığa itenlere cevabımızı böyle gösterdik. Şimdi üniversitedesiniz; öğrenmeye, üretmeye, yaşamı değiştirmeye geldiniz. Turizm şirketlerine ve dolayısıyla kendi ceplerine gidecek üç beş kağıt parçasından daha değersiz görülen geleceğiniz, bu düzen tarafından şekillendirilmemeli. Bunu sen de düşünüyorsun biliyoruz; gerçeğe çevirmek, değiştirme isteğinle geleceğini, geleceğimizi şekillendirmek ellerinde. Direnmeyi bilen sizleri, üreterek isyan ateşini körüklemeye çağırıyoruz.

Sana verilenle yetinmeyip, dünyayı kazanmak için cheninogrencileri.com’a yaz, yolla, gönüllü ol!

Instagram’dan bir yeni bildiriminiz var: “Hepsini gördün”

Günde ortalama 2,5 saat geçirilen Instagram’da tükettik, tükettikçe sayfayı yeniledik, sayfayı yeniledikçe bir çıkmaza sürüklendik. Salgın ilk başladığında “ekmek” yapma furyası başlamıştı, hepimiz yattık kalktık ekmek yaptık, bunları paylaştık. Sonra ekmeği de yedik bitti. Gerçekten de, Instagram’ın sonsuz gibi görünen sınırlı akışında görebileceğimiz her şeyi gördük. Gün sonunda elimizde kalan bir hayat var “insanca” yaşamak istediğimiz, onu da mı tüketeceğiz? Aylardır evlerdeyiz ve sorgulayacak zaman bulduk, gördük ki bu yaşadığımız hayat değil ve ekledik önceden yaşadığımız da hayat değilmiş, bununla yüzleştik.

Yaşamayı istediğimiz bugünler, evlerimizde birer kutuya bakakalarak geçmesin diye, istediğimiz hayatı yaşamak için adım atma zamanı. Nazım’ın dizeleriyle sesleniyoruz;

“Çeneni avuçlarının içine alıp,

duvara dalıp

kalma!

Kalk!

Pencereye

gel!

Havaları dinle bir:

sesimiz

yanındadır,

sesimiz

seninledir.”

 

Sesimizi büyütmek için Cheninogrencileri.com’a yaz, yolla, gönüllü ol!

Kendine yüklenme, barikata yüklen!

Vizeler, finaller, quizler, ödevler, raporlar ve projeler… Ödevin içeriği mi seni heyecanlandırıyor yoksa teslim tarihine kalan gün sayısı mı? Sınavda soru başına düşen dakika sayısı mı bilgimizi sınıyor yoksa sorunun içeriği mi? Sahi ya, bizi sınayacak kadar öğretebildiklerini nereden çıkarıyorlar, slaytların gücüne mi güveniyorlar yoksa? Eğer öğrendiysek neden kopya çekmeyelim diye arkamıza ayna koyalım istiyorlar?

Bu “eğitim” adı altındaki safsatadan çıkışı; daha çok ve verimli çalışma sonucunda iyi bir işe girmekte gören arkadaşlarımız, bu satırlar sizin için. Rekabete dayalı bu burjuva eğitim sisteminde, pandemiden önce de ev-okul arasında mekik dokurken şimdi ise online eğitimle yatak-zoom-mutfak üçgeni arasında geçiyor günlerin. İzlemen gereken saatlerce ders, yetişmesi gereken ödevler; gece-gündüz, hafta içi-hafta sonu demeden planlanan sınavlar var. Bütün bunların arasına sıkışmış bir halde sistemin pompaladığı o “mükemmel” insan olmaya çalışırken kendine yükleniyorsun. En az 3.50 ortalama, kuruş almadan çalıştığın stajlar derken; sistemin sana verdiğine kıyasla aşırı beklentileri karşılayamadığın için sorunun sende olduğunu düşünüyorsun.

Endişelenme; bireysel değil, sistemsel bir sorun bu! Bunun için sesleniyoruz sana “Kendine yüklenme, barikata yüklen!”

Bu karanlığa ışık çakmak ve çaldıkları hayatımızı geri kazanmak için Cheninogrencileri.com’a yaz, yolla, gönüllü ol!

Yazılım öğrensek ne yazar, yazdıklarımız bizim olmayacaksa!

Sınavların, ödevlerin, derslerin zorluğundan ve çokluğundan konuşuyoruz. Okuyoruz bir şekilde okumasına da genç işsizlik oranı olmuş %30. Bir yandan mezun olunca tepemize çökecek KYK borcunu düşünüyoruz. Bu denklemlere sıkışmışken çıkışı

“yazılım öğrenseymişsin kardeşim” demekte buluyorlar. Bizce de yazılım öğrenelim ama bizi rezil bir geleceğin kölesi yapmalarına izin vererek mi? Egemenlerin çıkarına kullanmak için yazılım öğrensek ne yazar, yazdıklarımız bizim olmayacaksa!

Bilimi; insanlık adına, özgür bir dünyayı inşa ederken kullanmak için Cheninogrencileri.com’a yaz, yolla, gönüllü ol!

Azmini sistemin çıkarlarına harcama, diyeceklerimiz var: Yakında mülteciyiz!

Erasmus, work and travel, yurt dışında yaşama planları olan arkadaşlara tavsiyemiz; uzun bir geleceğe kadar planlar iptal! Hayır, mesele yalnızca Covid değil. Dolar kurunun artışıyla izlememiz gereken derslerin sayısı kapışır duruma gelmişken hâlâ umudu yurt dışında görmek artık gerçekliğini yitirmedi mi? Hemen şurada, Suriye’de, Libya’da, Azerbaycan’da yaşananlara, coğrafyamıza şöyle bir bakınca görüyoruz ki zaten savaşın ortasındayız; zira kapitalizm girdiği krizden çıkabilmenin tek yolunu savaşta görüyor. Bu ülke sınırlarından çıkış yolu dış hatlar terminalinden değil, sınır kapılarından yürüyerek ya da Akdeniz’e botla açılarak olacak gibi duruyor; eğer biz bunun önünü almazsak.

Sistemin krizi bizim hayallerimizin sonunu değil, kendi sonunu getirsin diye Cheninogrencileri.com’a yaz, yolla, gönüllü ol!

Belki de en çok uzaktan eğitimle fark ettik, yaşamımızla ilgili alınan kararlarda ne konumda görüldüğümüzü. Bölünmüş ekranda bir küçük dikdörtgen, yoklama çizelgesinde bir tik, üniversite portalına girilen notlardan daha fazlası olmamız gerekir. Hareketleri ona sorulmadan belirlenen; derste, sırada, evde, sokakta izleyici konumuna oturtulandan daha fazlası olmamız gerekir.

Son olarak Netflix’in onlarca kere sorduğu soruyu bir kere de biz soruyoruz; “Hala izliyor musun?”

Seyirci kalma! Yaşamın façasını bozmak için Cheninogrencileri.com’a yaz, yolla, gönüllü ol!