Soma Katliamı ve Maden İşçilerinin Direnişi Üzerine- MSGSÜ’den Demet Yeşil

                                                                                    “Direne direne, direnişle zafere!”

Manisa’nın Soma ilçesinde, Soma Holding’e bağlı Soma Kömürleri AŞ tarafından işletilen kömür işletmesinde, 13 Mayıs 2014 günü Türkiye’nin en büyük işçi katliamı gerçekleşti. 5 bin işçinin çalıştığı ocakta çıkan yangın sonucu işçiler madende mahsur kaldı, yangının etkisiyle maden ocağı zehirli duman ile doldu. Katliamda 301 işçi yaşamını yitirdi, 486 işçi ise yaralandı. Başlatılan soruşturma kapsamında 37 sanığın beraat kararı onandı, daha önce tahliye edilen maden şirketinin yönetim kurulu başkanı Can Gürkan dâhil 4 sanık hakkında 301 kez olası kastla adam öldürme suçundan mahkûm edilmesine karar verildi.

İlk rapora göre katliamın başlangıç sebebi, eski imalattan sızan gazlar ve içindeki metanın zarar görmüş bir kabloyla kısa devre yapmasıdır. Raporda Çalışma Bakanlığı müfettişleri ve Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanlığı yetkilileri de kusurlu bulundu. Dava sürecinde, hâkim, mahkeme heyeti, dosyanın savcısı değiştirildi. Avukat Selçuk Kozağaçlı tutuklandı.

Katliam sonrasında işçiler tazminatları ödenmeden işten çıkarıldılar. Maden işçileri altı yıldır kıdem tazminatları ve emeklilik hakları için mücadele etmektedirler. İlk olarak Soma madencileri hakları için 5 Ekim 2019 tarihinde Ankara yürüyüşü başlattılar. Eylemlerinin 32.nci gününde Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ile görüşüldü ve ödenme konusunda söz alındı. Ancak bu sözün karşılığı alınmadı. 12 Ekim 2020 tarihinde Soma madencileri, Ermenek Madencileri ile tazminatları için Ankara yürüyüşü düzenledi. İşçi ve ailelerine direnişte polis biber gazı ve plastik mermi ile müdahale etti, Manisa Valiliği ise eylemleri yasakladı. 16 Kasım 2020 tarihinde Süleyman Soylu ile görüşüldü. Soylu, işçilerin hak ettikleri tazminatların 16 Ocak 2021 gününe kadar çözüleceğini söyledi. Bağımsız Maden İş Sendikası Uzmanı Kamil Kartal, tazminatlarını alana kadar mücadeleye devam edeceklerini belirtti.

“Tüm toplumların bugüne kadarki tarihi, sınıf savaşımlarının tarihidir.” (Marx ve Engels, 2018:49)

Bu konuyu Marksist bir bakış açısıyla analiz edebilmek için önce hareketi belirleyen çelişkiyi tarif etmek gerekir. En önemli üç aktör ise devlet, işçi ve holdingdir. Burjuvazi ile proletarya arasındaki emek sermaye çelişkisi her zaman belirleyici bir çelişkidir. İşçi ve holding arasındaki çelişki uzlaşmaz bir çelişkidir. Ve emek sermaye çelişkisi olduğu için ana çelişkidir.

Devletin örgütlenme biçimi olan kapitalist sistem işçilerin emek gücünü satın alır. Maden işçilerini sömüren kaynak kapitalist devlettir. Üretim araçlarının sahibi egemen sınıftır. Devlet ise ezilen sınıfı tahakküm altına alan, işçilerin emeklerine el koyma hakkı sağlayan bir araçtır. İşçi aldığı ücreti neredeyse birkaç gün içinde çıkarır. Diğer günler ise sadece kapitalist için çalışarak artı değer üretir.

1990’lara kadar madenlerin mülkiyet hakkı devletteydi, yapılan düzenlemeyle madenlerin özel işletmelere devredilmesi mümkün kılındı. Madenlerin özel sektöre geçmesiyle sermaye madenlerde çalışma için, deneyimi olmayan, düşük ücret, güvencesiz, kötü çalışma koşullarına rağmen çalışmaya razı olacak, sendikasız, patrona sorun çıkarmayacak işçileri işe almaktadır. Peki, işçiler bu koşullara rağmen neden madenlere inmeye razı olmaktadır? Aslında kapitalizmin vadettiği özgürlük emeği satma özgürlüğüdür. İşçi, yaşamını sürdürmek için emeğini satmak zorundadır fakat nereye satacağına dair tercihte bulunabilir. Ve bu koşullar altında kapitalizm ucuz iş gücü ve yedek sanayi için işsizliği yaratır, işsizlik kapitalistlerin yararına olan bir şeydir. İşçilerin işsizlik endişesi, onların emeklerini hak ettiklerinden daha düşük bir ücrete satmalarına sebep olur. Bu yüzden madenciler sağlıksız, güvencesiz çalışma koşullarına, düşük ücrete rağmen madende çalışmaya razı olmak zorunda kalırlar ve cehennemde çalışmaya devam ederler. Soma katliamında yakınını kaybeden bir işçiye, ne yapacaksınız dendiğinde işçi, madene geri ineceğini, fazla borcu olduğunu dile getirmiştir.

Neoliberal politikaların başında gelen ve işçi sınıfının bütünlüğü parçalamaya yönelik bir uygulama olan taşeronlaşma, Soma katliamının sebeplerindendir. Taşeronlaşma ile patron sermayesine kar eklerken, işçiler sendika, iş güvencesi, kıdem tazminatı gibi haklardan mahrum kalıp kötü çalışma koşullarında düşük maaşla çalışmaktadırlar. Böylelikle patronun maliyetleri azalmakta, işçiler de köle gibi çalışmaktadır. Bunun yanında belirtmek gerekir ki en fazla gerçekleşen işçi kazaları taşeron iş yerlerinde gerçekleşmektedir.

Kapitalistler işçi sağlığı ve güvenliği için harcamaları masraf olarak görmüşlerdir. Raporlarda bulunan, havalandırma sisteminin yetersiz olması, izleme sensörünün olmaması sebebi ile metan ve diğer zararlı gazların birikmesi; baca olması gereken yerden rezerv kaybı yaşanmasın diye kömür çıkarılması; güvenlik ekipmanlarının eski, yetersiz olması, ocakta sorun halinde kaçış odalarının olmaması bu katliamın sebeplerindendir. Dava sürecinde ise taşeronlaştırma, rödovans sistemi, esnek çalıştırılma gibi uygulamaları normalleştiren devlet kurumlarından Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, Sanayi Bakanlığı yargılama kapsamına bile alınmamıştır. Suçlar, yaşarken cehenneme inen, ölüm ile burun buruna çalışan, 5 yıllık gaz maskesi kullanan işçilere atılmıştır.

Duruşmada hakimin, savcının, mahkeme heyetinin değiştirilmesi, Soma mağdurlarının avukatı Selçuk Kozağaçlı’nın tutuklanması, polis ve jandarmanın işçilere, halka cop ve gazla saldırması, Başbakanlık Müşaviri Yusuf Yerkel’in yaşamını yitiren işçi yakınını tekmelemesi, dönemin başbakanı Erdoğan’ın maden işinin fıtratında ölümün olduğunu söylemesi ile yaşanan katliamı normalleştirmeye, aklamaya çalışması; burjuva devletin sermayenin yanında olduğunu gösterir. Devlet, katil patronları yargılamak yerine işçileri darp edip tutuklamıştır.

Sanayinin gelişmesi ile birlikte işçilerin yaşam koşulları ve maaşları aynı düzeye düştüğünde, işçiler birleşirler, örgütlenip direnişte bulunurlar. Soma katliamı ve madencilerin direnişi sınıf savaşımının bir parçasıdır. Maden işçileri ekonomik savaşımları boyunca, burjuva ve devlet ile yüz yüze gelmiştir. İşçiler sendikal örgütlenme ile direniş göstermişlerdir. Aynı zamanda direnişleri siyasal bir savaşımın izlerini taşımaktadır. Çünkü sadece işveren değil devlet ve kapitalist sistemle de yüzleşmektedirler.

Bugünkü mücadele köleci toplumda Spartaküs’ün mücadelesiyle ya da feodal toplumda serflerin isyanlarından ayrı değildir. Direnişler, sınıflı toplumların tarihi boyunca vardır. Fakat bugünkü direnişler, Marx’ın analizi ile sınıflı toplumlar tarihinin bilincinin açığa çıkmasını ve çelişkinin neden uzlaşmaz olduğunu anlatması itibariyle sınıf savaşımın bir silahı haline gelmiştir. Günümüzde ise maden işçilerinin direnişi sınıf savaşımı açısından önemli bir yer sahibidir. Maden işçilerinin direnişleri gibi direnişler işçi sınıfının mücadelesini güçlendirecektir.

İnsanın doğasında olan üretim faaliyeti peki nasıl olur da kendisine yabancılaşır? Madenci kendi emeği ile kömürü çıkarır. Ancak kapitalist, kömürü kendine mal eder ve bir ücret karşılığında madenciden onu satın alır, madencinin emeğini sömürür. Madenci ise aldığı ücret ile bile kendi emeği olan kömürü pazarda almakta zorlanır. Böylelikle işçi kendi emeğine, üretim eylemine, doğaya, insana bu bağlamda topluma yabancılaşır. Yabancılaşmanın sebebi ise özel mülkiyettir. Özel mülkiyet kaldırılmadan yabancılaşma sorunu, çürümüşlük çözüme kavuşamaz.

Bu bağlamda Marksist bakış açısıyla değerlendirdiğimizde işçiler ve emekçiler ancak komünizm ile özgürleşebilirler. Kapitalist toplumda proletarya geleceğe dönük bir sınıftır, sosyalizmi kuracak olan ve sınıflı toplumları bitirerek insanlık tarihi başlatacak olandır. Proleterya, sosyalizmin taşıyıcılığı görevini üstlenir. Uluslararası bir güce sahiptir. Proletarya örgütlenerek, kapitalist sistemi yıkarak bu çürümüşlüğe ve sömürüye son verecektir.

Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi’nden Demet Yeşil

Kaynakça:

Marx, K. (2010). Kapital 1. Cilt. Çev. Mehmet Selik& Nail Satlıgan. İstanbul: Yordam Kitap.

Marx, K. & Engels, F. (2018). Komünist Manifesto. Çev. Celal Üster& Nur Deriş. İstanbul: Can Sanat Yayınları.

Marx, K. (2016). Louis Bonapart’in 18 Brumaire’i. Çev.Erkin Özalp. İstanbul: Yordam Kitap.

Bişkin, H. (2018, 13 Mayıs). Soma Katliamı’nın 4.yılı: Aileler acılarını yaşamaya çalışıyor. Erişim Tarihi: 15 Aralık 2020, https://www.gazeteduvar.com.tr/turkiye/2018/05/13/soma-katliaminin-4-yili-aileler-acilarini-yasamaya-calisiyor.

Arslan, R. (2016, 16 Ağustos). Soma Bilirkişi Raporu: Sorumlu bakanlıkların kusuru ve ihmali var. Erişim Tarihi: 15 Aralık 2020, https://www.bbc.com/turkce/haberler-turkiye-37093826.

Soma Faciası.(2020, 6 Aralık). Erişim Tarihi: 15 Aralık 2020, https://tr.wikipedia.org/wiki/Soma_Facias%C4%B1

Adalet Göçük Altında mı Yoksa Sermayenin Arkasında mı? (2019, 23 Mayıs). Erişim Tarihi: 17 Aralık 2020, https://marksist.net/node/6666.

Aras, Z. (2014, Ekim) Kapanan Madenler ve Maden İşçisinin Mücadele Yolu. Erişim Tarihi: 17 Aralık 2020,https://marksist.net/zehra-aras/kapanan-madenler-ve-maden-iscisinin-mucadele-yolu.htm

Soma Katliamını Unutmadık, Unutturmayacağız. (2020, 13 Mayıs). Erişim Tarihi: 15 Aralık 2020, https://marksist.net/marksist-tutum/soma-katliamini-unutmadik-unutturmayacagiz

Soma Katliamı: Unutmamak, Unutturmamak için Örgütlü Mücadeleye! (2016, 13 Mayıs). Erişim Tarihi: 15 Aralık 2020, https://marksist.net/marksist-tutum/soma-katliami-unutmamak-unutturmamak-icin-orgutlu-mucadeleye

Maden işçileri mücadeleyi kazandı.(2019, 06 Kasım). Erişim Tarihi: 16 Aralık 2020, https://www.gazeteduvar.com.tr/gundem/2019/11/06/maden-iscileri-mucadeleyi-kazandi.

Şanlı, E.(2015, 13 Mayıs). Soma’yı Unutmadık, Unutturmayacağız. Erişim Tarihi: 16 Aralık 2020, https://marksist.net/ezgi-sanli/somayi-unutmadik-unutturmayacagiz